Mahir ODABAŞI

Hâkim Amca

Mahir ODABAŞI

Bir nasihatin, bir çocuğun ve bir köyün kaderini değiştirdiği hikâye…

Bazı kamu görevlileri vardır; görevlerini yalnızca kanun maddeleriyle değil, vicdanlarıyla da icra ederler. Yüzlerinde devletin şefkatini, sözlerinde halkın güvenini taşırlar. Bir çocuğun başını okşarken de, bir vatandaşın gözlerinin içine umutla bakarken de aynı samimiyeti korurlar. Bu satırlarda, ismi hafızalardan silinmiş olsa da hatırası silinmeyen bir Hâkim Amca’nın, köylü bir ailenin ve bir çocuğun hayatına dokunuşunu okuyacaksınız.

“Burada hizmet erisin, başka bir yerde müşterisin.’’ anlayışıyla hareket eden bu insanlar, devletin güler yüzünü her fırsatta hissettirmeye çalışırlar. Resmî bir daireye işi düşen vatandaşın yanında küçük bir çocuk varsa, önce ona yönelirler. Adını sorar, okula gidip gitmediğini öğrenir, derslerini, hayallerini dinlerler.

Çocuk, “Derslerim iyi, büyüyünce doktor, mühendis ya da hâkim olacağım.” dediğinde, masasının çekmecesinden bir çikolata çıkarır; “Al bakalım, aferin! Bu, senin gibi akıllı çocukların hakkı.” diyerek gönlünü alırlar.

Eğer çocuk derslerinde zayıfsa bu kez, “Çok çalış, çok kitap oku. Bizden sonra bu koltuklara sizler oturacaksınız.” diyerek birkaç cümleyle geleceğe dair bir pencere aralarlar.

Çocuklara, anne-babaları dışında; hele ki makam ve mevki sahibi kişiler tarafından verilen öğütlerin etkisi bambaşkadır. O an çocuk, “Demek ki o da benim gibi bir insanmış, ben de bir gün bu yerlere gelebilirim.” diye düşünür.

Anne babadan sıkça duyulan sözler zamanla sıradanlaşırken, yabancı bir ağızdan gelen samimi bir cümle hayat boyu hatırlanabilir. Boşuna dememişler: “Vatandaş, memurun işini görmesinden çok, kendisiyle ilgilenilmesinden memnun olur.”

Yıllar önce rahmetli babamın yaşadığı ve tatillerde köye gittiğimizde anlatmaktan hiç vazgeçmediği, adını dahi bilmediği bu Hâkim Amca’yı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Takvimler bundan yaklaşık elli beş yıl öncesini gösterirken, rahmetli babamın yolu bir vesileyle Çorum Adliyesine düşer. Yanında ilkokula giden ağabeyim de vardır. Görevli Hâkim Bey, ağabeyimi yanına çağırır:

"Gel bakalım evlat, adın ne?”

“Muzaffer, amca.”

“Okula gidiyor musun?”

“Evet, ikinci sınıftayım.”

Birkaç soru daha sorar, aldığı cevaplardan memnun kalır. Ardından babama dönerek, net ve kararlı bir sesle:

“Amca, bu çocuğu mutlaka okut.” der.

Babam, mahcup ama gerçekçi bir ifadeyle cevap verir: “Efendim, ben Osmancık’a dört beş saat uzaklıktaki Seki köyünün yaylasında yaşarım. Köy hâli… Nasıl okutayım?”

Hâkim Bey hiç tereddüt etmez: “Sen okutamazsan ben okutayım. Ama bu çocuk mutlaka okusun! Hem seni kurtarsın hem kendini…”

Babam, Hâkim Bey’in mütevazı tavrından ve çocuğuyla böylesine ilgilenmesinden derinden etkilenir. “Allah razı olsun.” diyerek adliyeden ayrılır. O güne kadar, “Bir an önce ilkokulu bitirsin de iş gücüne yardım etsin.” diye düşünen babamın zihninde artık bambaşka sorular dolaşmaktadır: “Devletin hâkimi bu kadar ısrar ediyorsa, demek ki bir bildiği var. Bu çocuğu okutmalıyım.”

Ağabeyim, köyde ilkokulu bitirir bitirmez ilçede bir göz oda kiralanır ve ortaokula yazdırılır. Annemle babam ve okula gidememiş olan en büyük ağabeyim tüm imkânsızlıkları göze alarak bu yola baş koyarlar. Annem, “Yavrum soğukta üşümesin.” diye, merkeple ilçeye en çıralı, en kolay tutuşan odunları taşır. Bir elinde yoğurt bakracı, diğerinde yumurta sepeti vardır.

Ağabeyim de bu fedakârlıkların karşılığını verir. Derslerine sıkı sıkıya sarılır; takdirler, teşekkürler getirir. Yaz aylarında tuğla fabrikalarında çalışarak okul masraflarına katkı sağlamaya çalışır. Nihayet liseyi bitirir ve İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazanır. Köyden üniversiteye giden ilk kişidir. Ardından gelenler için bir kapı aralanır. Çünkü köylü insan, şehirdeki yabancıyı değil, kendi köyündeki “filancanın çocuğunu” örnek alır. “Bizim çocuklar da okusun.” diyenlerin sayısı artar.

O yıllarda ne telefon vardır ne de anında para göndermek mümkündür. Annem, “Gurbet elde hasta olur, başına bir iş gelir.” diye düşünerek ağabeyimin ceket cebine bir Cumhuriyet altını koyar, kaybolmasın diye cebini diker. Ağabeyim, üniversite hayatı boyunca ihtiyaç duyduğu hâlde o altını bozduramaz. “Bu, annemin hatırası.” der ve hep yanında taşır.

Babam, çocuğunu İstanbul’da üniversiteye göndermenin huzuruyla biraz olsun dinlenir. Ancak Hâkim Bey’le bir daha karşılaşamaz. Her tatilde köye gittiğimizde ağabeyime dönüp, “Senin okumana sebep o Hâkim Bey’dir.” der. Ve ardından içini çeken bir pişmanlıkla ekler: “Keşke adını bir yere yazsaydık da gidip elini öpseydin…”

Bu eksiklik, yıllar geçse de içimizde bir sızı olarak kalır.

Üniversitenin son yılında babam amansız bir hastalığa yakalanır. Ağabeyimin mektuplarındaki “Babam nasıl?” sorusuna hep, “İyi, merak etme.” cevabı verilir. Babam vasiyet eder: “Ben ölürsem Muzaffer’e söylemeyin. Okulundan kalmasın. Diplomasını alsın, ondan sonra öğrensin.”

Babam vefat eder. Mektuplar yine aynı sözlerle cevaplanır. Sınavlar biter, diploma alınır…

Ama babam o mutluluğu göremeden hayata veda etmiştir.

Derler ya, “İki mutluluk bir arada yaşanmaz.” diye…

Neticede;

Adı bilinmeyen ama gönüllerde iz bırakan o Hâkim Amca, bugün emekli bir makine mühendisinin, umutla ayağa kalkmış bir ailenin ve örnek olmuş bir köyün görünmeyen mimarıdır. Yaşıyorsa sağlık ve afiyet diliyoruz. Vefat etmişse rahmetle yâd ediyoruz.

Büyüklerimiz ne güzel söylemiş:

“Kötülüğü unut, iyiliği asla.”

Dileğimiz odur ki; görevimiz ne olursa olsun, bir cümleyle dahi olsa bir insanın hayatına dokunabilelim. Makamlar geçici, isimler unutulabilir… Ama geride bırakılan iyilikler, dilden dile, gönülden gönüle yaşamaya devam eder.

O cümle ne bir karar metninde yazılıdır ne de resmî bir evrakta. Ama yıllar sonra bir çocuğu mühendis, bir aileyi umutlu, bir köyü örnek hâline getirir. (Kaderin cilvesi midir bilinmez amma şu anda bu mühendisin evladı olan yeğenimiz de hâkim oldu.)

NOT: Diplomadan Önce kitabımı mutlaka okuyunuz.

WhatsApp

Kastamonu Güncel WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Yazarın Diğer Yazıları