Aşk Yazarı Mustafa ÇİFCİ

Üç şair üç şiir

Aşk Yazarı Mustafa ÇİFCİ

Dünya çok değişti, diyorlar.

Sevgi de aşkta eskidendi diyorlar.

Ama ne sevgi ölür ne aşk ölür…

Sanatın her dalında yaşamaya devam eder sevgi de, aşkta…

Her şairin gönlünde beslediği o sevgi, o hasret, o özlem duygusu ne değişir ne yok olur ne de anlamını yitirir.

Hiçbir şey olmaz!

Değişmez.

Yok olmaz.

İnsanlık yaşadıkça ölmez, varlığını sürdürür.

*

Cumba Sanat Etkinliği'nde karşılaştığım değerli şairlerden biri de Şeyda Bozkurt oldu. “Külce” adlı şiir kitabını masasının önüne dizmiş, kendi iç dünyasını çekinmeden korkmadan sergiliyordu. Yaşadığı hayatı, düşlerini, özlemlerini ve hasretini anlatıyordu…

Kitabından bir şiir,

YARIKLAR

Duvarlara, sokaklara, yerdeki ya da duvardaki yarıklara dikkat ederim hep.
Onlar, zamanın susarak anlattığı şeylerdir.
Önce ufak bir çizik gibi başlar her şey
Sonra büyür, derinleşir, bir iz olur dünyada.
Tıpkı insanların duyguları gibi...
Tıpkı samimiyet gibi...
Bir zamanlar sımsıkıydı o duvar,
Güven verir, sırtını yaslardın.
Ama sonra çatladı, çatlağın içine sessizlik doldu.
Bir bakmışsın, konuşmalar azalmış, bakışlar yabancılaşmış.
Her yarık bir hikâye taşır.
Bir suskunluk, bir sitem, bazen bir çığlık...
Ben en çok o gözden kaçan çatlakları severim,
İnsanı anlatır, kırılganlığı fısıldar sessizce.
Çünkü her şey aşınır zamanla:
Duvarlar, yollar...
Ve en çok da kalpler.
Yarıklar- Külce, Şeyda Bozkurt- Sayfa 133

Üç şair üç şiir

Şiirin içinde olmak yüce bir duygudur.

Bu duygu paylaşımını yine bir şairle devam edeyim.

O sohbette nereden aklımıza düştüyse Nihat İlikcioğlu sohbetimize konu oldu.

Kendileri bir çok yayında yazı ve şiirleri çıkan bir gazeteci-yazar ve şairdir. Yazdığı gazete sayfalarında bir çok şairin şiirine yer vermiş, tanıtımını yapmış çok değerli bir şairdir. Değerli ağabeyim Nihat İlikcioğlu’nun o güzel şiiri..

40 GÜN 40 GECE

Resmini gösterip
İşte bu benim "sevgilim" diyorum
Sevginle
Güzelliğinle
Her halinle övüyor
"Kırk gün" övünüyorum
Sonra birden “ihanetin” geliyor aklıma
Kahroluyorum
Susuyor
Bir köşeye pusuyorum
İsmini söyleyip
Mahvoluyorum
“Kırk gece”
Dövünüyorum dövünüyorum
Oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi
Ağlıyorum… Nihat İlikcioğlu

*

Buram buram bir ayrılık, insan sevgisi ve sevda kokan şiirleri okurken uzun bir yolculuğa çıkmamak ve duygu selinde bir nehir gibi akmamak elde değil. Şiirler kimi zaman neşe ve mutluluk verse de, bazen de duygu dünyasında insanın gözlerini dolduruyor. Sanki ağlamak ister de ağlayamamak gibi bir şey bunun adı. Belki de şiirin yaşama kattığı, yaşamın içinden geldiğini, insanın yürek sızısının olduğunu en güzel anlatan şiirlerdir.

Belki de unutup gideceğiz, sevdaların ekonomik koşulların dışında bağımsız olarak doğup, büyüdüğünü anlatan şiirler olmasa, içimizde aşk olmasa. Yandık demektir, sevdasız, yangınsız, kavgasız, aşksız olsak. Belki de bilemezdik, yaşamdan soyutlansa sevdalar, aşk olmasa, yaşamın ne kadar basit, ne kadar sıradan ve değersiz olduğunu. O zaman bize bu güzellikleri anlatan sevda şiirleri de olmazdı, değil mi?

Bu şiirde benden olsun…

GİT

Akıtılmamış binlerce gözyaşı
Söylenmemiş on binlerce söz
Birikmiştir yüreğinde
Sessizce giderken…

*

Bir konuşsan
Bir konuşabilsek
Düşerim yere
Sözlerin kurşun olmadan

*

Sen sessizce git
Ayakların yere sürtsün
Nasıl olsa yaşayamam sensiz
Al bıçağı eline kendin kes damarımı
Bastığın her adıma
Dolsun yüreğimdeki acı.

Sevgili şair dostlarım, yolunuz şiir, yükünüz şiir olsun.

Birbirimizi şiirlerden tanıyoruz ve hiç yabancı değiliz.

Yine şiirin o hasretinde, o acısında, o iyi ki yaşadım diyebildiğimiz duygularımızı anlattığımız şiirlerde buluşmak dileğiyle…

Yazarın Diğer Yazıları