Yazar, düşüncelerini, duygularını, hayallerini veya edindiği bilgileri yazılı metinler aracılığıyla ifade eden kişidir.
Yazar deyip geçmeyelim; insanın kendini konuşarak ifade etmesi kolaydır. Ama kağıt kalemi alıp yazmaya başlayınca tıkanıp kalınabilir.
Yazarlar, yazdıklarıyla kendilerini ifade etmeye çalışırlar. İlk yazma denemelerimde; herkes benim duygu ve düşüncelerimi okuyup, öğrenecek gibi hissetmiştim.
Yazarlar kendi yaşantıları üzerinden aslında tüm okuyucuların yaşamına tercümanlık yaparlar. Yazılanlar okunduktan sonra artık okuyucuya aittir. Yani yazar deyip geçmeyelim; sözcüklerden yeni dünyalar inşa ederler.
Okumak; hep daha çok okumak isteriz, buna zaman bulamamaktan yakınırız. Sağlık sorunum nedeniyle üç haftadır evdeyim. Bunun tek iyi yanı, bol bol okuyabilmem oldu.
Okudukça da yazarlara olan hayranlığım arttı. En son Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi adlı kitabını okudum.
Ayfer Tunç kitabında 248 karaktere yer vermiş. Üstelik karakterlerin birbirleriyle bir şekilde bağı var.
Ben bile okurken bazı karakterleri karıştırdım. Yazar onca karakteri hem kurguluyor hem de aklında tutuyor. Hayran kalmamak elde değil.
Jack London’un Martin Eden adlı kitabı, okuduğum ve beni derinden etkileyen eserlerden biridir.
Cengiz Aytmatov’un eserlerini tarif edecek söz bulamıyorum; tek kelimeyle harikuladedir.
Sebahattin Ali benim için özel mi özeldir. Yaşamıyla da içimde sızı bırakan bir yazardır.
Zaman zaman yerelde ünlenen yazarları da okurum. Gündoğdu Yıldırım’ın Dımılı adlı kitabında köylülerin yaşam mücadelesini ilgiyle okudum.
Dünya klasikleri, adı üstünde, dünyada ses getirmiş eserlerdir; hangisini ayırabilirim ki, hepsi çok kıymetlidir.
Ahmet Ümit bir röportajında siyasetçi olmaktansa yazar olup daha çok insana ulaşır, söyleyeceğimi söylerim der.
Bir kez daha söylüyorum; okudukça yazarlara olan hayranlığım daha da arttı. Yazmak kolay değildir. Kolay olduğunu düşünen varsa yazmayı denesin; ne demek istediğim anlaşılacaktır.
Hele şiir yazmak çok çok zordur. Bir yığın duygu ve düşünceyi dizelere sığdıracaksın. Olağanüstü zordur.
Yazın işinin zorluğunu anlayınca yazarlara saygım arttı. Gözümde büyüdüler.
Bizlere düşen ise alıp okumak. Almaya gücü yetmeyen için her yerde kütüphaneler var, üye olunabilir.
Üniversite öğrencisi oğlum, harçlığından ayırıp okuduğu kitapları satın alır. Kütüphaneden alabilirsin dedim. Ben okuduğum kitapları kütüphanemde görmeliyim dedi. Öğrenci olan biri bile kitaba bütçe ayırabiliyorsa herkes ayırabilir.
Kısaca okumamanın bahanesi olamaz. İsteyen herkes kitaba ulaşıp okuyabilir, zamanda ayırabilir. En azından sosyal medyadan biraz uzak kalınca kitaba zaman kalır.
Emek çok yüce bir değerdir. Emek verip yazılan her kitap okunmaya değerdir.
Okuyuculara düşen ise zaman ayırıp okumaktır. Okuyan bir millet gelişir, güçlenir. Başkalarının ağzına bakmak yerine kendi doğrularını oluşturur.
Kitap okuyandan zarar gelmez. Okumadan gününüz geçmesin. İyi okumalar dilerim.