Başka güzelliklere imreniriz hep, başka sevdalara akıp gitmemiz içten bile değildir. Hep çekici gelir başkaları, hep daha güzel buluruz uzak olanları...
Yalnızlığın kuytularında gezinirken yaşama dört elle sarılabilecek sevdanın ruhu yoksa içimizde, güncel hayat bir rüya gibi geçip gider. Çünkü yaşamda birçok güzellikleri hiç yaşamadan unuturuz. Uzun süreli mutluluk hiç uğramaz evimize, mutlaka çıkar bizi üzecek bir şeyler... Küçük, günü kurtarır güzellikleri kendi halimizle yaşarız.
Kendi iç dünyamızda kendimiz yanarız, kimseler görmeden, farkına dahi varmadan.
Aslında hepimiz biraz yalnızız...
Ve bir yalanın içinde sürüklenip duruyoruz..
Bazen bir şiir gibidir yaşadıklarımız, içimizden geçen duyguların kalıntılarıdır yaşam dediğimiz yolumuz…
[Şimdi söyleyecek birçok şeyin olmalı
Benim çektiğim acıyı çekiyor olmalısın
Arkadan vurulmuşsun yol üstünde vurduğun gibi
Kurşun yemiş gibi düşmüşsün yere
Kan yerine gözyaşın düşmüş ilk önce toprağa
Hastalar çoktan taburcu olmuşlar
Senin acın ellerinde kalmış
Şimdi yeniden başlayalım deme ne olur
O bahar çoktan sonbahar olmuş…
Bazen her şeyi olur da insanın yine de mutlu olamaz ya,
Bu öyle bir şeydi işte.
Hasretin güzeldi.
Rüzgârda savrulan saçlarında….]
Ve bazen de sevgisini ispat etmekte zorlanan bir aşktır yaşam..
[İnsan hayatında bir kez bulur kendi öz ruhunu tamamlayan sevgisini. Her gün özlemin içimde büyüyorsa, her buluşmanın sonunda gelecek bir buluşmayı hasretle, özlemle bekliyorsam bu sevda bitmez sevgili. Bitmez, çünkü biz bedenlerimizin alevini söndürmek için bir araya gelmiyoruz. Böyle olmuş olsaydı çoktan biterdi. Bu kadar uzun sürmezdi. Çünkü o alevler söner, kül olur ya da o ateşe doyardı.]
Aşk Yazarı- Mustafa Çifci - www.mustafacifci.com
YALNIZLIK SIRASI