Selahattin DEMİREL

Belediye televizyonda ve kaçak margarin!

Selahattin DEMİREL

Geçtiğimiz pazar günü TV8 INT’teki “Şehrin Nabzı” programında Belediye Başkanımız Galip Bey’le yapılan 15 dakikalık bir röportaj ekrana getirildi. Röportaj, Başkan’ın kendini tanıtmasıyla başladı ve bu tanıtımda “Batı Karadeniz’in tek göz kliniği” kurduğu bilgisine de değindi.

Daha sonra Kastamonu’dan bahsedildi. Aynı TV kanalının “Ekonomi Dünyası” isimli programında da Belediye Başkanı ve MHP İl Başkanı’yla 4 ay önce bir röportaj yapılmış, hatta Galip Bey programda İsmet Özel’in bir şiirini de okumuştu.

Bu programlar sektör haber programı türünde olup ücret karşılığı yayın yapmaktadır. Örneğin; “Şehrin Nabzı” programının dakika tarifesinin 950 TL ve KDV olduğunu öğrendim. Programın, TV 8 INT’e verdiği yayın parası nedir, bilmiyorum!

Elbette kimse kimseyi bedava ekrana taşımıyor. Benimse Belediye Başkanı’mızdan, bu yayınlarla ilgili sorumlu belediye personelinden ve hatta ülkemin tüm idarecilerinden bir ricam var. Bu gibi programlara belediyenizin, kurumunuzun bütçesini harcamayınız.

Bu programların etkisi neredeyse hiç yoktur. Her sözünüzün içinde geçen “turizm” konusunda bu tarz programlarla bir karşılık alamazsınız! Programın izlenme oranlarından haberiniz var mıdır mesela? Örneğin; 4 ay önce çekilen “Ekonomi Dünyası” programının Belediye Başkanı’mızın olduğu videosu Youtube kanalında 478 izlenme sayısında. Ya TV’deki izlenme sayısı?..

Şehre gelmek isteyenler, belediye başkanlarının, kaymakamların ya da valilerin sözüyle gelmezler. Gidip ziyaret edenlerin görüşlerine ve o bölgenin ifade ettiği değere göre bir gezi programı yaparlar. Ve evet, turizmden bahsettiğinizin çeyreği kadar olsun artık üretimden bahsedin. Bahsedin ki şehrimiz ve şehirlerimiz adına daha ümitvar olabilelim! Ne dersiniz, düşünmeye değmez mi?

KAÇAK MARGARİN BASKINI!

1 hafta önce Jandarmanın Tosya’da durdurduğu bir araçta 200 kilo margarin bulundu. Araç Samsun’dan İstanbul’a gidiyor ve üretim yeri belli olmayan margarinleri taşıyordu.

Kaçak üretim margarinler Tosya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne teslim edilirken araçtaki şahsa 13 bin 994 lira ceza kesilmiş.

90’lı yıllarda TV’lerde margarin reklamları eksik olmuyordu. Tereyağını yiyenlereyse iyi gözle bakılmıyor, bazı kibir sahipleri, onlara “köylü-fakir” yakıştırması yapıyor ve kendi çirkinliklerini margarin yiyerek saklamaya çalışıyorlardı.

Sonra tereyağının sağlıklı olduğu anlaşıldı! Son yıllarda Canan Karatay’ın da etkisiyle insanlar köy sütünden yoğurt yapmaya, tereyağını ihmal etmemeye başladılar.

Margarinden vazgeçmeyenler de var tabii. Margarin, tereyağına bakarak daha ekonomik olarak görülse de verdiği sağlık sorunları açısından pek de masum değildi.

Tosya’da jandarmanın durdurduğu araç acaba o yağları İstanbul’daki bir pastaneye mi götürüyordu? Pasta yapımında pastanelerde çoğunlukla margarin kullanılıyor. Kaçak margarinci sorgulandığında belki de yurdumuzdaki margarin kaçakçılarının ipliği iyice pazara çıkacaktı fakat kaçak margarin nakliyecisi ceza ile kurtuldu.

Margarin firmalarıysa pek çok insanın sağlığını yasal sınırlar içinde bozup kalp ve şeker hastalığına neden oldukları için kayıt dışı üretilen bu margarinler konusunda hiçbir sorumluluk taşımıyordu.

Margarinde ekonomik sebeplerle ısrar edenler için tereyağını ucuzlatabilmeli. Bunun yolu, çiftçinin maliyetini azaltmaya bağlı. İşe önce yem fiyatlarını indirerek başlayabiliriz, olmaz mı değerli büyüklerim? Sağlıklı yaşamın yolu yine köyden geçiyor. Haydi, hep beraber üreten köylerin yoluna…

Görüyorsunuz, Tosya’da yakalanan kaçak margarinler bile bize üreten köyleri, sağlıklı köy ürünlerini düşündürdü. Margarin deyip de geçmeyin ama herkesin de tereyağını kolaylıkla alabilmesi için üreticiyi üzmeyin!

HOPARLÖRDEN SABAH YÜKSELEN SES!

Çarşamba sabahı saat 7:45’te Devrekâni’de belediye ilan hoparlörü üflendi. “İnşallah önemli bir şey yoktur.” temennisindeydi sesi duyanlar. O saatte okula gitmek için hazırlanan çocuklarsa ilk derslerini düşünüyordu.

İlçe merkezindeki okulların tatil edildiği ilan ediliyordu. Hoparlörden yükselen ses, en çok çocukları sevindirmişti.

Hayat okulunun dışında öğrenciliği kalmayanlar! Kar tatillerini hatırlıyor musunuz? Ne sevinirdik, değil mi? Oysaki şimdi bu tatillerle sevinen çocuklardan biraz teselli bulabiliyoruz. Artık kar tatilleri bizlere öyle kolay sevinç vermiyor.

Gidilmesi gereken işler, ödenmesi gereken taksitler ve bu düşünceler içinde beklenmesi gereken bir akşam var! Hakkı Bulut’un şarkısında geçen “Ne olurdu ömrümce çocuk kalsaydım / Ne hasreti bilirdim ne de dertleri” sözlerini de ara ara hatırlayıp saçınıza inen beyazları ansızın görüverirsiniz.

Kar tatili size yaramadı diye üzülmeyin, “Bugün de akşam oldu.” deyip sevinmeyin. Geçen gün ömürdendir! İçinizdeki çocuğu da hiçbir zaman büyütmeyin, yoksa dünyanın tasası, kederi asık suratla çekilecek cinsten değil! Anlaştık mı, ne dersiniz?

* * *

Aysun Irmak Borteçin’den bir şiirle:

“...
Biz de ter içinde oynadık sokaklarda
Düştük, bizim de yaralandı dizlerimiz
Üfleyince hemen geçmiyormuş meğer tüm yaralar
Hastalıklar, dermansız dertler
Ölüm diye bir şey varmış!
Sonra anladık...

Bakma öyle şaşkın şaşkın gözlerime çocuk
Yaklaş, tut ellerimden!
Beni de al götür çocukluğuna
Çok yoruldum büyümekten...”

Yazarın Diğer Yazıları