Mahir ODABAŞI

Yaşlılar, evlatları üzmeyiniz

Mahir ODABAŞI

Efendim, bu zamana kadar evlatların yaşlılara bakması, onlarla ilgilenmesi hakkında epey makale, şiir ve güzel söz yazdım. Hatta “Yaşlı Anadan Beş Oğluna Mektup” şiirim meşhur oldu; ulusal TV’lerde yer aldı, sosyal medyada on milyon civarı tıklandı. Bu noktada özellikle yaşlılarımızdan dua aldığımı düşünüyorum. Heybenin bu tarafı saklı kalmak kaydıyla, diğer tarafına da bir şeyler konulması kanaatiyle; samimiyetle hizmet eden ama bir türlü yaranamayan evlatların haykırışlarını dile getirmek amacıyla bu makaleyi kaleme aldım. Ümit ederim ki onlara da ses olabilmişsem, dualarıyla diğer heybeyi doldururuz.

Yaşlılık dönüşü olmayan bir yoldur. Lakin bu yol öyle bir yoldur ki yılların birikimiyle hem yorgunluk vardır, hem tecrübe vardır, hem de bazı melekeleri kaybetme; dolayısıyla huysuzluk ve hırçınlık vardır. Hele öncesinde huy olarak biraz aksilikleri varsa, “Şu dağ şuradan kalkar” denirse inanın ama “huy çıkar” denilirse inanmayın sırrınca, halk tabiriyle çevresine zamanında kök söktürdüyse, kredisini tamamen kullandıysa, şimdi de yaşlılığın etkisiyle şeddeli huzursuzluk, mutsuzluk, sürekli gavsara (kafa darlığı) ve çevreye çektirme vardır. “Fîhi Mâ Fîh - Ne ararsan buradadır.” misali, vardır da vardır…

Burada hesap edilemeyen bir husus da şudur ki: Evlatlar da yaşlanmaktadır. Anne baba 80 yaşındaysa, çocukları da genelde 35-60 yaş aralığındadır. Dolayısıyla ömrünü anne babasına hizmet ederek, onların kalbini kırmamak için el pençe durarak, hatta zaman zaman haklı olsa bile içine atarak geçiren evlatlar da dolum noktasına gelmiştir. Belki onların da kendilerine göre iyiye kötüye sıkıntıları vardır. Lakin çoğu yaşlı bunu göremez; sadece eskiye göre değiştiğini düşünür.

Evlatların Muhtemel Sıkıntıları

  • Eşiyle ilgili geçimsizlik sıkıntısı,
  • İşiyle ilgili maddi-manevi sıkıntılar,
  • Ekonomik açıdan zorluklar,
  • Anne babanın yıllarca her işine karışması (patavatsız konuşmalar),
  • Kardeşlerin, görümcelerin, gelinlerin, damatların “Biz bu kadar baktık, para harcadık; onlar da aynı mal sahibi oluyor.” türünden söylemlerinin yarattığı sıkıntılar,
  • Çocukların okul hayatı, başarısızlık veya kötü alışkanlıkları,
  • Üniversiteyi bitirmiş ama işsiz çocukların sıkıntısı,
  • Evlenmemiş yetişkin çocukların sıkıntısı,
  • Evlenip de kendi ailesinde sorun yaşayan çocukların sıkıntısı,
  • Yaşa göre genç sayılsa da artan sağlık problemleri…
  • Vesaire… Bu varsayımlar uzayıp gider.

Yaşlıların Muhtemel Sıkıntıları / Kuruntuları

  • Gelinini, damadını veya dünürlerini ilk günlerden itibaren sevmeme (özellikle düğünlerde yapılan hataların ömür boyu sürmesi),
  • Kızını başka birine vermek ya da oğluna başkasını almak isteme takıntısı,
  • Eski gücünü, otoritesini yavaş yavaş kaybetmeyi içine sindirememe,
  • Gelinin çevresinin oğlunun parasını yediği düşüncesi,
  • Gelinin ailesinin “kızlarını kışkırttığı” kuruntusu,
  • Maaşı veya malı varsa “Bunlar benim param için bakıyor, yoksa su bile vermezler.” düşüncesi,
  • Geçmişte sıkıntı çektiyse, çocuklarının israfçı olduğuna inanma,
  • Evlatlarının değiştiğini, eşlerinin onları değiştirdiğini sanma,
  • Uzakta yaşayan evlatları sebebiyle yalnızlık korkusu ve stres…

Yazarın Diğer Yazıları