Mahir ODABAŞI

Hangi ilacı kullanıyorsunuz?

Mahir ODABAŞI

Bazen yıllar sonra karşılaşılan okul, askerlik ya da iş arkadaşlarımızla özlem gidermek adına iki kelam ederken, selam sabah faslından sonra biri “Hayat beni yordu. Ah, nerede o eski günler?” der; diğeri de cevaben “Kimi yormadı ki? Bak şu halime, yıllardır doktor doktor geziyorum, derdime çare bulan olmadı.” diye karşılık verir. Kısa başlayan sohbet uzar gider.
Çağımızda 7’sinden 70’ine kadar “stres” kelimesini kullanmayan neredeyse yoktur. “Her şey var, bir şey yok: stresteyim dostum, streste!” hesabı, ortada gizli bir sıkıntı dolaşır durur. İşe, aşa, eşe olumsuz yansır. Sözü fazla uzatmadan isterseniz gelin, aşağıdaki “ilacı” hep beraber kullanalım.

Sinirli, asabi, her şeyi kafaya takan, hastalık hastası bir vatandaş, psikiyatri uzmanlarının kapısını sık sık aşındırır. Yine bir gün periyodik kontrole gider ve rutin ilaçlarını yazdırdıktan sonra Çorum’a dönmek üzere otobüse biner. 19 numaralı koltuğa oturur. Yanındaki 20 numaralı koltukta ise hayata hep olumlu bakan, işleri iyi gittiğinde sevinmek yerine şükreden, kötü gittiğinde üzülmek yerine sabreden bilge bir vatandaş oturmaktadır. Merhabalaşıp tanıştıktan sonra uzun bir sohbete dalarlar. Hastaneden dönen vatandaş başlar dertlerini bir bir sıralamaya… Anlatılanları pür dikkat dinleyen bilge kişi:

— “Merak etmeyin, aynısı bende de vardı. Çok şükür, en son kullandığım ilaç bana çok iyi geldi. Hem çok ucuz hem de hiçbir yan etkisi yok. Yalnız, hiç aksatmadan kullanılması gerekiyor.” der.

Hastalık hastası vatandaş merakla:

— “İlacın adı ne? Parası önemli değil, hemen doktoruma yazdırayım. Şayet yazmazsa paramla yine alırım.” diye karşılık verir.

Bunun üzerine bilge kişi gülümseyerek:

— “Her olumsuzluk yaşadığımda ‘Bunda da vardır bir hayır’ ilacını kullanıyorum. Yolumun üzerindeki eczaneden değil, içimdeki eczaneden şifa bekliyorum.” der.

Bu cevap karşısında vatandaş:

— “Madem bu kadar etkili, ben de aksatmadan, hatta şimdiden kullanmaya başlıyorum.” der. Daha eve varmadan, otobüste yavaş yavaş etkisini görmeye başlar. Eve aile boyu huzur gelir.

Birkaç ay sonra son bir defa kontrole doktoruna gider. Doktor hastayı görünce şaşırır; çünkü karşısındaki artık eski hastası değildir. Tamamen değişmiştir. Kendine pay çıkararak:

— “Yazdığım ilaçlar çok iyi gelmiş, aynı reçeteyi tekrar yazıyorum.” der.

Bunun üzerine vatandaş gülümseyerek:

— “Doktor Bey, artık reçete yazmanıza gerek yok. Sizin ilaçlarınız bana hiçbir fayda sağlamadı, üstelik pek çok yan etkisini gördüm. Artık kontrole de gelmeyeceğim. Ben reçeteme sevgi yazdırdım. Bu sevgiyi de ‘Bunda da vardır bir hayır’ ile karıştırıp günde üç öğün içiyorum. Üstelik hiçbir yan etkisi yok… Ama yüzde yüz etkisini görmeye başladım.” der.

Doktor tebessüm eder ve şu cevabı verir:

— “Ben psikiyatri doktoru olarak bu ilacı yıllardır kullanıyorum. Ama hastalarım bedava diye kullanmadıkları için ben de onlara diğer ilaçları yazıyorum.”

Değerli dostlar, ihtiyaç varsa elbette doktorların önerdiği ilaçları aksatmadan kullanalım. Ama isterseniz yanına bir de bu “bedava ilaçları” katalım. Ne dersiniz? Belki de aile boyu faydasını görür, hastalık hastası olup doktor doktor gezmekten kurtuluruz.

BOŞLUK

İnsan bazen bir boşluğa düşer,
Sığınacak emin bir liman arar.
Lakin dev bir dalga gelir,
Tam tutunacağım derken
Ayak kayar, geri düşer,
Ağlar… Ağlar.

Son bir ümitle,
Elinden tutacak bir el arar.
“İmdat!” der, çağırır, bağırır,
Ama nafile… Bulamaz.
Ağlar… Ağlar.

Dünya bu, menfaat üzeredir.
Hele bir boşluğa düşmeye gör,
Kurt dumanlı havayı sever,
Bir darbe de ondan yer,
Ağlar… Ağlar.

Sonra aklı başına gelir,
“Şair haklıymış.” der,
Ama geç kalır,
Ağlar… Ağlar.

O hâlde,
Sıkı tutun hayata.
Sakın düşme boşluğa.
Düşersen de her uzanan ele sarılma.
Cicili bicili, suni iltifatlara aldırma.
Ve akıbet, ağlama… Ağlama.
Bunlar doğru sözler, darılma.

Yazarın Diğer Yazıları