Mahir ODABAŞI

Adam arıyorum oğul

Mahir ODABAŞI

Soğuk bir kış günüydü.

Yaşlı bir adam, köyünden ilçeye gelmek için sabahın erken saatlerinde yola çıkmıştı. Yol uzundu. Traktörün römorkunda iki üç saat süren bir yolculuktan sonra ilçeye varabilmişti. Römorkun üzeri açık olduğu için ayaz iliklerine kadar işlemişti.

Üşüyordu.

Biraz ısınmak ve sıcak bir çay içmek ümidiyle karşıdaki kahvehaneye girdi.

Kahvehane tıklım tıklım doluydu. Tavla taşlarının şakırtısı, okey taşlarının sesi, sohbetler, kahkahalar… Herkes kendi dünyasına dalmıştı.

Ama boş bir sandalye yoktu.

Yaşlı adam kapının önünde durdu. İçeriye doğru baktı. Masaları tek tek süzdü. Sanki birini arıyormuş gibi…

Ama kimse fark etmedi.

Tesadüf bu ya…

Oğlu da o gün işe gitmemiş, kahvede arkadaşlarıyla oyun oynamaktaydı. Başını kaldırdığında kapının önünde duran babasını gördü. Hemen yerinden kalktı, yanına gitti.

— “Hayırdır baba, ne arıyorsun?”

Yaşlı adam gözlerini içeriden ayırmadan cevap verdi:

— “Adam arıyorum oğul… Adam arıyorum.”

Oğlu şaşkınlıkla güldü:

— “Baba, her taraf insan dolu ya.”

Yaşlı adam başını hafifçe salladı.

— “İnsan çok… lakin adam yok oğul… Adam yok.”

Sonra döndü ve geldiği kapıdan sessizce çıkıp gitti.

Aradan yıllar geçti.

Yaşlı baba rahmetli oldu.

O gün kahve kapısında babasına “Ne arıyorsun baba?” diye soran evlat da yaşlandı. Hanımı da vefat edince oğlunun yanında kalmaya başladı.

Bir kış günü evde otura otura canı sıkıldı.

Bastonunu aldı, ağır ağır yürüyerek köşe başındaki kahvehaneye gitti.

Kapıyı açtı.

Kahvehane yine doluydu.

Tavla sesleri, okey taşlarının tıkırtısı, sohbetler… Her şey yıllar önceki gibiydi.

Kapının önünde durdu.

Bastonuna dayanarak içeriyi süzmeye başladı.

Dip masada oturan oğlu başını kaldırınca kapı önünde babasını gördü. Hemen kalkıp yanına geldi.

— “Hayırdır baba, ne arıyorsun?”

Yaşlı adam yavaşça cevap verdi:

— “Adam arıyorum oğul… Adam arıyorum.”

Oğlu aynı cümleyi söyledi:

— “Baba, her taraf insan dolu ya.”

Yaşlı adam derin bir nefes aldı.

— “İnsan çok… lakin adam yok oğul… Adam yok.”

Bir an sustu.

Sonra gözlerini kapıya doğru çevirip ekledi:

— “Rahmetli deden de aramıştı… Demek ki hâlâ bulunamadı.”

Ve bastonuna dayanarak sessizce çıkıp gitti.

Zaman değişir.

Nesiller değişir.

Kahvehaneler dolar, sokaklar kalabalıklaşır.

Ama bazen insan kalabalıkları arasında bir tek şey eksik olur:

Adam.

Çünkü insan olmak kolaydır.

Ama adam olmak

vicdan ister,

merhamet ister,

yer vermeyi,

hal hatır sormayı,

birinin yalnızlığını fark etmeyi ister.

Bir gün kapıdan içeri giren yaşlı bir adam görürseniz…

Masalara değil, yüreğinize bakın.

Belki de o gün biri hâlâ aynı şeyi arıyordur:

“Adam arıyorum oğul…”

Yazarın Diğer Yazıları