Türkiye'deki eğitim sistemimizi okul öncesinden ele aldığımızda perişan ve 'bilinçli geriletmek' olduğunu görürüz.
Okul öncesinde ilkokula hazırlık ve çocuğun gelişimi konusunda doğru karar alınmış gibi görünürken, 4-6 yaş arası olanlara hitap eden 'SUBYAN OKULU' açılmaktadır!
Henüz oyun çağındaki, öğrenmeye aç, bir şeyi bilmeyen çocuklara dini eğitim verdiklerini zannederek hayata korkak, sinmiş, meraktan uzak ve ne derlerse yapan bir çocuk tipi yaratmaya çalışılmaktadır! Bu eğitimin ne kadar doğru olacağını pedagoglara sormadan uygulamak siyasi bir karardır. Eğitim ile ilgisi yoktur!
Devamında ilkokullara mescit açmak, din görevlisi görevlendirmek baskı altında yaşayan insan profili yaratmak demektir.
Devamında bir protokol ile 'Değerler Eğitimi' adı altında cemaatlerin adamlarını birçok alanda 'Eğitici' diye topluma veya öğrencilere seminer verdirmek yanlışlığı devam etmektedir.
Örnek verirsek; uyuşturucunun zararlarını her hangi bir derneğin, tarikatın, cemaatin insanı mı iyi bilir, yoksa devletin emniyetinin bu konudaki uzmanı mı iyi bilir?!
LGS diye adlandırılan liseye geçiş sınavında puana göre liselere gidilebilmekte, en başarısızlar imam hatiplere gönderilmektedir. Adeta 'yasak savma' türü bir sınav!
Lise sonrası malum her öğrencinin üniversite hayalini süsleyecek üniversite seçme sınavları var. Birkaç üniversite hariç birçoğu, her ile kurulan 'gecekondu' üniversiteleri diye bir zamanlar eleştirilen üniversitelerdir. Diploma veriyor ama kaliteli eğitim veremiyor. Hoca ve materyal eksikliğinin yanında öğrencinin okuma ve barınma ihtiyacını karşılamaktan halen uzaktalar!
Sonrası, yabancı ülkeye gidebilmek hayali, torpil bulmak hayali, KPS'de yüksek puan alırsa devlet kuruluşlarına girme hayali ile günler geçmektedir. Çoğunluğun hayali gerçekleşemediği için okuduğu alan dışında başka iş bulmak zorunda kalmaktadır. Bu da ülkenin eğitilmiş insanının heder edilmesi demektir.
Eğitime önem veren bir ülkede asla ve kat’a 'Özel Okul' olmamalıdır. Bunlar okul olmaktan ziyade (başarılarını kabul edelim o farklı) bir ticarethane kafası ile işletilmektedir. Eğitimde eşitlik ve rekabet imkanı kalmamıştır. Bu eğitim sistemi ile 'KALKINAMAYAN ÜLKE' olmaktan ileri gidemeyiz. Bakmayın siz yönetenlerin üfürmelerine!
En son İzmir'de uygulamaya kalktığımız ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) saçmalığına akıl erdirmek zor!
Hangi çevreye duyarlısınız da ülkenin her tarafını betona gömdünüz, hava kirliliği, doğal hayat, ormanlarımız ve su varlığımız S.O.S veriyor! Bundan maksat din öğretme adına kendi hocalarına alanlar açmaktan başka bir şey değildir.
Bahsettiği hocalardan çok ana babalar, çocuklara onlardan daha iyi bilgi verebilmektedir. Siz sadece devletin asli görevi olan eğitime önem verin yeter!